Anasayfa » Camiler » Zal Mahmut Paşa Camii
Zal Mahmut Paşa Camii - Zal Mahmut Pasha Mosque
Zal Mahmut Paşa Camii - Zal Mahmut Pasha Mosque

Zal Mahmut Paşa Camii

Zal Mahmut Paşa Camii Tarihçesi

Zal Mahmut Paşa Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri Zal Mahmud ile eşi Şah Sultan tarafından 1577’de Mimar Sinan’a yaptırılan külliye cami, medrese, türbe ve çeşmeden meydana gelmektedir. Mimar Sinan’ın engebeli arazide yeni bir denemesi olmuştur.




Adres:
Nişancı Mh.
34050 Eyüp/İstanbul

Koordinat:
41.044743, 28.935681
Enlem 41°2′41″N (41.044763)
Boylam 28°56′8″E (28.935463)

Yapılış Tarihi: 1577

Yaptıran: Zal Mahmud ile eşi Şah Sultan

Tadilat: Devam ediyor

Mimar: Mimar Sinan

Mimari: Osmanlı

Minare: 1

Külliyeye ait yapılar Haliç’e doğru dik bir yamaçta, iki ayrı kotta planlanmıştır. Cami kotunda olan medrese, şadırvan avlusunu oluşturmaktadır. Ona bir merdivenle bağlanan ikinci medrese daha düşük bir kottadır ve türbe çevresinde bir avlu oluşturur. Bu avlunun kapısında da bir çeşme yer almaktadır.

Zal Mahmut Paşa Camii, Mimar Sinan’ın mimari gelişmesi içinde yerini bulamayan bir yapıdır. Yapının planında anlaşılması güç olan detaylar vardır. Geniş yan galerileri, orta mekandan ayrılan bağımsız mekanlar tanımlar. Dört büyük askı kemeri üzerindeki 12,40 metre çaplı kubbe, kıble tarafında duvar payandalarına, giriş tarafında ise iki daire planlı payeye pandantiflerle oturmaktadır. Hemen hemen bütün camilerinde, caminin kıble yönündeki kapısından girildiğinde orta kubbenin algılanması amacına yönelik tasarımlar yapan Mimar Sinan, burada girişin önüne bir galeri yerleştirmiştir, bu yönüyle ilginç bir özelliğe sahiptir. Orta hacmi, üç tarafta dörder sütun tarafından taşınan revaklar çevirir. Galerilerin üzeri aynalı tonozlarla örtülmüştür. Caminin planı enine gelişmiş bir mekan düzeniyle Mihrimah ve Rüstem Paşa Camilerinde görülen enine mekan eğilimini yansıtır. Fakat buradaki mekan etkisi çok değişiktir.

Zal Mahmut Paşa Camii’nde galeriler kubbe kasnağına kadar yükselmektedir. Işıl, ortaya galerilerden süzülmektedir. Bu yönleriyle yapının Mimar Sinan tasarımı olup olmadığı hakkında şüpheler ortaya çıkmıştır. Caminin dış mimarisi de Osmanlı mimarlığında başka örneği olmayan özellikler barındırmaktadır. Kubbe, yükselen yan duvarlar arasında adeta kaybolur. Yan cephelerde, ölçü ve sıklık bakımından yadırgatıcı iki sıra pencere dizisi Mimar Sinan’ın hiçbir yapısında görmediğimiz bir kompozisyon ortaya koymaktadır. Buradaki pencere ritmi yapının alt katındaki ritminden çok farklıdır ve cami tasarımında alışık olmadığımız bir mekanik dizi şeklindedir. Yapının kübik altyapısı kubbe boyutuna göre fazla yükseltilmiş ve hemen bütün Osmanlı camilerinde görülen, altyapıyı çevreleyen yatay bant ve piramidal kademelenme, burada cephesinde tek kademe olarak düzenlenmiştir. Bu da yan cephelerdeki üst katı bir ek kat gibi göstermektedir. Son cemaat revak örtüsü üzerindeki ağır payandaların giriş cephesinde olumsuz ve ölçüsüz bir etkisi vardır. Bunlar yapının, belgelenmemiş bir restorasyon geçirmiş olma ihtimalini akla getirmektedir. Klasik dönem vezir camileri içinde taş kaplamayla yapılmayan tek cami budur. Burada taş ve tuğla almaşık duvar yapıya bir özellik kazandırmaktadır.

Zal Mahmut Paşa Camii’nin cephelerinde taş, tuğla, derz dokusu yapıya özgün bir hava vermiştir. Taş, tuğla, derz daha uygun fiyata, daha çabuk tamamlanabilmeyi sağlayan bir malzemedir. Son cemaat yerinde bulunan mihrabiyelikler, geniş açıklıklı pencerelerle hareketli bir ön cephe meydana getirir. Burada kemer alınlıkları bile ajurlu mermerdir. Kabaraları, mukarnaslı kavsaraları, gül bezekleri, Mührü Süleyman gibi unsunları bu yapıya özgü farklı ifadelerle karşımıza çıkmaktadır. İçten cümle kapısına bakınca iç içe geçmiş farklı profiller vardır. Bu durum Selimiye Camii’nin yan girişlerini andırmaktadır. Çok farklı kemerleri iç içe dizerek perspektif oluşturulmuştur.

Caminin mukarnaslı klasik kıble taç kapısı içindeki ince işçilikli ahşap kapı, özgün bir sanat eseridir.

Zal Mahmut Paşa Camii ve Külliye bütününde; bir kotta cami yapısı, iki farklı kotta medrese yapıları, türbe ve çeşme yer almaktadır. Az sayıda yapı organik bir bütünlük içinde tasarlanmıştır. Mimar Sinan’ın zor arazileri kullanmaktaki ustalığı, bu külliyenin vaziyet planında değişik bir hal almıştır. Bu, medrese planlarında açıkça görülür. Arsanın kuzeydoğu yönündeki büyük eğimi, caminin bu yöndeki yan sahınını aşağı kottaki medrese odalarının oluşturduğu bir altyapı üzerine oturtulmasını gerektirmiştir. Cami kotundaki medrese odaları tümüyle asimetrik bir düzende yerleşmiş, dershane bir köşeye itilmiş, revaklar sadece iki oda grubu önünde kalmış, arsanın eğri sınırlarına uymak için güneybatıdaki odalar aynalı tonozlarla örtülü düzensiz dörtgenler olarak inşa edilmiş ve şadırvanı simetrik olarak yerleştirebilmek için önlerine revak konmamıştır. Son cemaat revaklarıyla medrese revakları arasındaki ilişki de iyi çözülmemiştir. Bu üst kat avlusu uzun bir merdivenle aşağı kottaki avluya bağlanır. Aşağı kotta düzenlenen avluda da değişik biçimlerde ve örtüleriyle tümüyle asimetrik bir düzen için yerleşmiş, dershanesi yine bir köşeye itilmiş, revakları sadece iki kol önünde olan bir yerleşim vardır. Külliye yapıları cami ile birlikte inşa edilmiştir fakat bu düzen kargaşasının nedeni açıklanamamaktadır.

Aşağı kottaki medrese avlusunun güneyinde Zal Mahmud Paşa ve Esma Sultan’ın türbesi Mimar Sinan’ın yaratıcı mimari tasarımının bir örneğini teşkil etmektedir. Dışarıdan sekizgen olan yapı içeride kubbeyle örtülü bir orta hacimle, ona açılan aynalı tonoz örtülü dört dikdörtgen niş, haçvari bir mekan yaratmaktadır. Birinci kat pencereleri üzerinde mekan çeperleri yine sekizgendir. Girişe göre diyagonal akslar üzerinde nişlerin köşeleri üzerinde yükselen ve kubbe kemerlerini taşıyan dört ayak ve onların arkalarında açılan pencerelerin nişler içinde açılan kemerlerden algılanması ilginç bir mekan düzeni yaratmaktadır. Türbenin üçayaklı klasik bir giriş revağı vardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir